Back-Pain-Transparent-PNG.png
logo.png

Omurların kemik köprülerle birleşmesiyle bel ve sırtta, göğüs kafesinde hareket kısıtlılığına yol açan kronik iltihabi romatizmal bir hastalıktır. Omuz, kalça ve diğer eklemlerde de gözlenebilir. 


Bel Ağrısı Bel Fıtığı Ağrısına Benzer mi ?

Bel ağrısının özelliği istirahatle geçmemesi ve gece sabaha karşı hastayı uyandırmasıdır. Erkeklerde kadınlara göre 2.5 – 3 kat fazla sıklıkta görülür. Hastalığın başlama yaşı cocukluk, genç erişkin dönem ve 30 yaşlara kadar görülebilir. 45 yaşından sonra başlaması nadirdir. 


GENETİKTİR


Hastaların %20'sinin aile üyelerinde hastalık bulunur. 

Hastalık genellikle sinsi başlar. Belden ağrı başlayabileceği gibi, genellikle kalçalarda ve belin alt tarafında yer değiştiren ağrı ilk yakınmalardır. Dize kadar inebilir. Bazen ağrı çok şiddetli olabilir. Ağrı soğuk ve depresyon ile artar. Göğüs kafesinde kasların tutunma alanlarında ve topuklarda ağrı olabilir. Kalça ekleminin tutulması, özellikle erken yaşlarda olursa protez operasyonu gerektirebilir. Kadın hastalarda erken dönemde boyun tutulumu olabilir. Eklem dışı tutulum akut ön üveit, kalın bağırsak lezyonları, uzun yıllar sonrası akciğerlerde özellikle üst loblarda doku değişiklikleri (tüberüloza benzer), aort kapak yetersizliği veya ritim bozuklukları, eğer omurga kırıkları olursa bacaklarda duyu kaybı veya güçsüzlük, mesane ve rektum yetersizlikleri gözlenebilir.

Erken Teşhis Önemli mi?

Elbette önemlidir. Çoğu kez hastalar bel fıtığı, kireçlenme veya bel zorlanması şikayetleri ile geldiklerinde geç tanı alabiliyorlar.

Tanı muayene bulguları ve gerekli radyolojik tetkikler sonucu konur. Hastaların %95'inde HLAB27 (doku grubu) pozitiftir. İltihap göstergeleri yüksek olabilir.

Tedavisi Var Mı ? Hasta Mutlaka Kambur Olur mu ?

Tedavide önemli nokta erken ve doğru tanıya dayanır. İlaç tedavisi kortizon olmayan antiromatizmal tedavi olabilir. Bu arada kemikleri destekleyen bazen uyku veya psikolojik durumu düzenleyen ilaçlar kullanmak gerekir. 

Omurganın hareketlerini koruyacak egzersizler mutlaka yapılmalıdır. Ayrıca göğüs kafesinin de hareketlerini korumak gereklidir. Sigara, her hastalıkta da olduğu gibi, büyük risk faktörüdür. 

Yaşam biçimini egzersizlere ve tedavisine uygun şekilde ayarlayan hastalarda önemli bir fiziksel kayıp olmaz. Kambur olmak kaçınılmaz bir sonuç değildir.